Lefter

Lefter

Ellilerin sonu altmışların başında, Beyoğlu Balıkpazarı’nda, bugün Nevizade diye anılan sokakta, Lambo’nun karşısında, laternası ve ucuzluğuyla ünlü meyhane. Dükkânın içinde genişçe bir masanın olduğu bir de asma kat vardı. Bu kat ancak meyhane çok kalabalıkken ve bir arada oturmak isteyen kalabalık gruplara açılırdı.

Bir duble rakının yanında çay tabağından biraz büyükçe kayık tabaklarıyla altı çeşit meze verilirdi. O dönem, meyhanelerde meze tadımlıktı. Bir dilim beyaz peynir, biri sigara, ikisi muska üç tane börek, iki kaşık kadar patlıcan salatası, çiroz, mevsimine göre kavun ya da radika salatası. Radika salatasının eşi yoktu. İkinci dubleyle ilkinden farklı mezeler gelirdi. Lefter ortadan kısaca, kır saçlı, güleç biriydi. Masalara uğrayıp iyi akşamlar dilerken kadınların olduğu masalara öncelik tanırdı. Meyhanede çalışanların hepsi Rum’du.

Laternanın kolunu Kambur Panayot diye anılan garson çevirirdi. Laternada tek bir şarkı kayıtlıydı: Adalardan Bir Yar Gelir Bizlere. Gece ilerleyince, müşterilerin de havası uygunsa garsonlardan biri (galiba Çolak Koço) başına rakı kadehi koyar, oynardı. Kapanış saatini Vasili Haydi beyler vakit tamam diye bildirirdi.

Meyhanelere kadın geleceği düşünülmediğinden onlar için ayrı tuvalet yoktu. Murat Belge, erkek tuvaletinde de bir tane pisuvar olduğunun altını çizip, kızların meyhanede yaşadıkları zorlukları açıklar: “Biz de o dönem kız arkadaşlarımızı meyhaneye getirme çabası veriyoruz. Lefter’e gidiyoruz, kızın çişi gelirdi. Yandaki meyhaneye gidilirdi.” Lefter, yine de kızların saygıyla karşılandıkları için kendilerini rahat hissettiği bir mekândı.

Ülkü Tamer şöyle çizer Lefter’i: “a dergisini çıkarırken, (1956-1960) Onat [Kutlar], Kemal (Özer), Adnan [Özyalçıner], Ferit (Edgü), Doğan (Hızlan) sık sık Lefter’e giderdik. Bazen paramız olmazdı, Saraçhane’de çayla nefis körletirdik. Zaman zaman Yılmaz [Güney] düşerdi kahveye. O sıralar henüz Güney olmamıştı. Öyküler yazıyordu. Haydi, derdi, bir yerden para buldum. İçkiler benden. Doğru Beyoğlu… Lefter… Yılmaz’ın ilk kadehten sonra elini cebine atacağını, yeni bitirdiği öyküyü çıkarıp okuyacağını bilirdik. Şarkılar söylenir, kavgalar edilir, barışılır, öpüşülür, yeni tasarılar yapılırdı.”

Edebiyatçılardan Hayalet Oğuz, Ahmet Oktay, Selahattin Hilav, Attila Tokatlı, Ayhan Kırdar, ressamlardan Yüksel Arslan, Ömer Uluç, Cem Kabaağaç, Mehmet Güleryüz, Lefter’e gelirdi. Aktör Yaman Tüzcet (sonradan Palyaço Yaman) mekânın müdavimiydi. Eleştirmen Éduard Roditi de Arslan’la bu mekânda tanışmıştı. Ressam Gürkan Coşkun biraz içince Ben yıldızlar prensi Komet diye başlayan şiirini masanın üstüne çıkarak okurdu. Adı bu yüzden Komet kalmıştı. Lefter, 1964’de Ece Ayhan’a göre bando mızıkayla Yunanistan’a gönderilince mekân kapandı. Lefter’in eski garsonlarından Vasili eski dükkânının hemen yanı başında kendi adıyla anılan bir meyhane açtı.

SENNUR SEZER

Ülkü Tamer Yaşamak Hatırlamaktır / Ece Ayhan Arkitekt Dergisi, 1992, Sayı:3 / Ayşegül Oğuz Arslan 40 Yıl Sonra Burada Kükrüyor, Radikal, 19 Ekim 2009/ Murat Belge Söyleşi: Rakıcılar, www.büyükkeyif.com

Rakı Ansiklopedisi‘nden alınmıştır.

Yorum yap

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>