Kör Agop

Kör Agop

(1915-1983)Asıl adı Agop İnciyan; Kumkapılı balıkçı ve meyhaneci. Balıktan döner dönmez her akşam soluğu meyhanelerde alması sebebiyle para yetişmeyince 1938’de teknesinin yanı başında kendi meyhanesini açtı. Bu teşkilatı fotoğraflayan Şakir Eczacıbaşı, “Buzdolabı filan olmadığı için kıyıda küçük bir havuz yapar, içine buz atar, balık, domates, rakı şişesi ne varsa içine atardı,” diye anlatıyor. 1950’lerde, Menderes döneminde sahil yoluna asfalt dökülünce Agop karada bir meyhane arayışına girdi. Kumkapı’da 16 dükkân değiştirdikten sonra, bugün hâlâ yerli yerinde duran, dönemin gümrük binası kompleksi içindeki dükkânını buldu. Heyhat, kendisi burada bir yudum rakı içemeden 69 yaşında hayata gözlerini yumdu. Ardından meyhaneyi, kendisi gibi meyhaneci olmasın diye Fransa’daki akrabalarının yanına okumaya gönderdiği, ama Kumkapı hasreti dinmek bilmeyen oğlu Hayko devraldı. Hayko İnciyan’ın 1994’teki zamansız ölümünden sonra bayrak eşi Silva İnciyan ve oğlu Daniel İnciyan’a geçti.

Bugün hâlâ Kör Agop’un spesiyaliteleri arasında bulunan terbiyeli balık çorbası, kendisi gibi bir gözü kör olan eşi Marta’nın hazırladığı leziz Ermeni mezeleri sıcak pilaki ve topik ile birlikte baş köşede yer alıyor. Mekâna özgü tenekede balık [özellikle palamut] ayrıca anılmalı. Meyhanenin başlıca özelliklerinden biri de zamanında erkeklerin tekelinde olan bu kültüre kadınları da katmış olması. Kör Agop’un masalarından kimler geçmemiş ki; Yaşar Kemal, Cevat Çapan, İslam Çupi, Müzeyyen Senar, Zeki Müren, Levent Kırca, Ali Şen (oyuncu, Şener Şen’in babası), Yıldırım Aktuna… Hatta ünü memleket sınırlarını fersah fersah aşan meyhanede kadeh tokuşturanlar arasında İstanbul konseri sırasında yolunu Kumkapı’ya düşüren rock yıldızı Robert Plant bile bulunuyor.

Yaşar Kemal, Kör Agop’u, Deniz Küstü romanında şöyle anlatıyor: “Selim balıkçıdan sonra boş kaldı Kumkapı, eski neşesi kalmadı, kanı çekildi kurudu. Kumkapı Kumkapı olmaktan çıktı Selim balıkçı gidince. Ta ki, Kör Agop ortaya çıkıncaya kadar, şimdi Kör Agop’tur Kumkapı’nın canı. Bir gözü kör karısı, kör köpeği, kör Kumkapısı’yla. Agop’a göre, artık Kumkapı’nın gözü kördür Selim balıkçıdan sonra. Kumkapı’nın bir gözü kör olmasa, Agop’un ne işi vardı Kumkapı’da… Kumkapı’daki cansız balık lokantası onundur. Onun lokantasına salt balık yemeye gelen zıkkımın kökünü yesin, içki yerine ağının günden gölgeye ulaştırmayanını içsin. Kör Agop, bu dünyaya şu pezevenklere salt balık pişirmeye, içki sunmaya gelmemiştir. O sohbete, sıcaklığa, dostluğa gelmiştir. Eğer kim dostluk yoksa, çekiver şu dünyanın kuyruğunu gitsin.”

ÇİĞDEM ÖZTÜRK

Alişan Çapan Güle Güle ki Tarif Edemem / Refik Durbaş Rakı ile Edebiyat Muhabbeti / Ahmet Oktay “Şiirin Prensleriyle 30 Yıl”, Milliyet, 2 Mart 1985 / Halit Çapın “Dirisini kaldıramamışlardı, ölüsünü kaldırdılar meyhaneden”, Milliyet, 9 Ocak 1983 / Ezgi Başaran “İşte 40 yılımın fotoğraflarından en sevdiğim 10 tanesi”, Hürriyet Cumartesi, 4 Haziran 2005

Yorum yap

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>