Lambo

Lambo

Beyoğlu Balıkpazarı’nda, Nevizade Sokağı 13 numarada, mekâna adını veren Mösyö Lambo’nun işlettiği efsanevi meyhane. Bir tramvay büyüklüğündeki, ayakta en çok 10-15 kişinin sığabildiği bu küçücük meyhane 1940’lı ve 1950’li yıllarda ünlü şair, yazar, ressam, tiyatrocu, gazetecilerin, sanat heveslisi üniversitelilerin uğrak yeri, müdavimlerinden Mücap Ofluoğlu’nun ifadesiyle bir bohem laboratuarıydı. Rifat Ilgaz bu mekân için “Orhan Veli’nin Türk edebiyatına olmasa da Türk edebiyatçılarına armağan ettiği bir köşeydi Beyoğlu’nda Lambo’nun meyhanesi…” diyecektir.

Kimdi Lambo’nun müşterileri? Burada bazı tanıklıklara başvurmak yararlı olacaktır:

“Lambo’nun meyhanesi bir ‘alaylılar akademisi’  idi. Bu ‘akademi’(!)nin üyeleri arasında Mücap Ofluoğlu, Sait Faik, Sait Maden, Suavi Koçer, Can Peker, Mim Uykusuz, Haluk Yetiş, Mümtaz Ener, Muazzez Arçay, Sadri Alışık, Zenne Necdet, Münir Özkul, Nihat Ortaç, Fikret Andoğlu, Kadıköylü Rıza, Aganta İlhami Güneysu, Naim Alaybeyoğlu da vardı ve bunların, bu ilginç dostların hepsi ve daha başkaları da olmak üzere, bu küçücük dükkâna sığardık.” (Afif Yesari)

“Lambo’ya en çok Orhan Veli, Sait Faik, Orhan Kemal, Bedri Rahmi, Halim Şefik Güzelson, bizim kuşaktansa Metin Eloğlu, Orhan Peker, Edip Cansever, Özdemir Asaf giderdi. Bir de zaman zaman düşenler vardı. Fazıl Hüsnü Dağlarca, Baki Süha Ediboğlu, Mücap Ofluoğlu, Mehmed Kemal, aktör Salih Tozan, aktörşair Cahit Irgat, Aktedron Fikret.” (Ara Güler)

“Şimdi kimler benim ilk, eski, iyi dostum olmuşsa, çoğunu o zamanlar orada tanıdım. Hepsi birden sanki bir pakette. Selahattin Hilav, Metin Eloğlu, Hayalet Oğuz oraya geliyor. Cahit Irgat uğruyor. Orhan Veli’nin gözükmesi büyük olay, bekleniyor. Ben görmedim.” (Ömer Uluç)

“Orhan Veli’yle Nahit Hanım’ın (Fıratlı) zaman zaman buluştukları bir koltuk meyhanesi. Yalnız pencerenin yanında iki kişinin şöyle biraz oturacak iki yeri var, o kadar.Herkes ayakta. Oraya Sait Faik, Peyami Safa, Mina Urgan, Oktay Rifat, Melih Cevdet, Cahit Irgat, Naim Tirali, Mücap Ofluoğlu, Cavit Yamaç geliyor. Sonraları Edip Cansever, Muzaffer Buyrukçu filan da gelmiş.” (Ece Ayhan)

Mösyö Lambo küçücük meyhanesinde mey sunuyor; ön planda müdavimlerden Tatar Kemal dalıp gitmiş

Mösyö Lambo küçücük meyhanesinde mey sunuyor; ön planda
müdavimlerden Tatar Kemal dalıp gitmiş

Adı geçenlerin yanı sıra Tuhaf Bir Kadın adlı romanında Lambo’ya geniş bir yer veren Leylâ Erbil, bir söyleşisinde Leyla Umar’la birlikte Lambo’ya ilk gidişinin hikâyesini anlatan Güner Kuban, Ahmed Arif, Ömer Faruk Toprak, Abidin Dino, Cahit Sıtkı Tarancı, Salâh Birsel, İlhan Berk, Ömer Faruk Toprak, Agop Arad, Turan Erol, “Polis Haydar” diye tanınan Haydar Saka, Lambo’dan geçenler arasındadır.

Ancak Lambo’nun büyüsünü anlayabilmek için İlhan Berk’i dinlemek gerekir: “M. Lambo’nun meyhanesi belki de dünyanın en küçük meyhanesidir: Bir tramvay büyüklüğündedir.

Bu dünyada, Rimbaud (şiirin bu delifişeği) gibi, yaşadığına inanmayan Sait Faik, yalnız burada varlığından kuşku duymaz. Dünyada sanki ilk güzel günü burada olmuştur; cigarası ilk burada yanıyordur; ocağı ilk burada tütüyor, çorbası pişiyor ve de ilk burada keyfi tamdır. Her şeyin de ilk burada ayrımındadır. Yine yalnız burada, yüzüne, ayağına, ellerine, saçlarına Azrail’in eli uzanamayacaktır. Bu bir ‘oda kokusu’ dünya, burada cennete  –nasıl bir yerse cennet– dönmüştür. Ya da burada Barbo Yakamoz ile balığa çıkıyordur! Ve dünya kadar balık tutmuşlardır.

Ya Abidin Dino için burası nedir?

Yalnız Sait’tir

Abidin, Sait’in ancak burda Sait olduğunu bilir çünkü. Bu kendisi için de böyle değil midir? Hem Bedri Rahmi de görünmüştür işte; arkasına da çiçeği burnunda Orhan Peker ile Turan Erol’u da takmıştır. Ama Abidin ile Sait burda yalnız ikisi iken kendileridir. Bu Böyledir ama, Bedri Rahmi’nin gelişiyle de dünya daha bir onların olmuştur. M. Lambo da bunu anlamıştır. Her zaman kendi dünyasında olan M. Lambo, böyle anlarda daha bir içine kapanmasını bilir. M. Lambo konuşan bu üç ipek sesi duymaz bile. Hem bu üç ipek sesin arasına giren bir ses daha vardır.

Orhan Veli de şiirlerinden çıkmış gelmiş gibidir. Sait de dünyanın en güzel konuşan insanlarını bulmuştur; elbette konuşacaktır. Konuşmasını da hep küfürlerle süsleyecektir. Başka türlü nasıl olur? Konuşmak Sait için biraz da bu değil midir? Ya Cahit Irgat mı? O zaten Mücap Oflu ile zaten burdan çıkmıyordur.

Berk’e gelince, o Abidin’le –Abidin onun elini hiç bırakmamıştır ki– gelmişti; üstü başı da asker kokuyordur. Sonra da bu avuç içi kadar yerde herkes ayaktadır. Burda dünyaya ayakta gelinmiştir.”

TAMER ERDOĞAN
Mücap Ofluoğlu Bir Avuç Alkış / Ömer Uluç Heves Kuşu Durmaz Döner / Afif Yesari İstanbul Hatırası / İlhan Berk Pera / Rifat Ilgaz Yokuş Yukarı / Ece Ayhan “Sait Faik’in Açık ya da Gizli Kış Mekânları-2”, Arkitekt, 1992, Sayı 3, s. 94-99 / Ara Güler http://orhankemal.org/links/587.htm

Rakı Ansiklopedisi‘nden alınmıştır.

Yorum yap

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>