Zorbanın Balozu

19. yüzyılın sonlarında İstanbul Tophane’deki Arkadi Sokağı’nın tam arkasında bulunan kötü şöhretli meyhane. Önceleri Sakallı Yorgi’nin balozuyken el değiştirince Zorbanın Balozu adını aldı. Sermet Muhtar Alus bu adın nereden geldiğini şöyle anlatıyor: “Meyhaneye bitişik köşe sarraftı. Sakallı Yorgi sarrafa borçlanmıştı. İflas edince sarraf balozu aldı, üç-beş yosma koyup ecnebileri buraya çekti,...

Selatin Meyhaneleri

Abdülaziz döneminden (1861-1876) sonra gedikli meyhanelerin aldığı ad. Eski İstanbul’da selatin camilerinin yanı sıra selatin meyhaneleri de vardı. Ama Osmanlı padişahları tarafından yaptırılan camiler için kullanılan selatin sıfatı, meyhane söz konusu olduğunda sadece meyhaneciye verilen ruhsatnamenin üstündeki resmi damgayı ifade ediyordu. Başka bir deyişle, “sultanın yaptırdığı meyhane” anlamına...

Yakup

Asmalımescit’in simgelerinden, ünlü klasik meyhane. Yakup’un adıyla müsemma işletmecisi Yakup Aslan hayal ve hatıratlarda en az meyhane kadar yer tutar. O, Edip Cansever’in dizelerinde canlanan ve bir kitabına adını veren Çağrılmayan Yakup’tur: Ben, yani Yakup, her türlü çağrılmanın olağan şekli Daha hiç çağrılmadım Biri olsun ‘Yakup’ diye seslenmedi. Asmalımescit’te amcası Refik Aslan’ın mekânı Refik’te...

Refik (Refik Restaurant)

Beyoğlu Asmalımescit’te, uzun yıllar edebiyat ve sanat çevresinin devam ettiği bohem meyhanesi. Meyhanenin dümen başından yaz kış ayrılmayan, masa masa gezip hal hatır soran kaptanı Refik Arslan, 1938’de pastacılarıyla meşhur Hemşin’den çıkıp İstanbul’a geldi. Hafız olmasını isteyen babasını kaybettikten dört yıl sonra, 14 yaşında geldiği İstanbul’da ilk adresi Tünel Geçidi’ndeki Fischer Lokantası’nda...

Sıçanlı Meyhane

Takriben bundan yüz sene kadar önce Yeniköy’de faaliyete başladığında hakikaten oldukça salaş, koca koca sıçanlara da evsahipliği yapan, tarihçi Reşad Ekrem Koçu’nun deyişiyle baldırı çıplakların takıldığı bir yerdi. Meyhane âleminde altlık denilen basit mezelerle içki servisi yapar, ucuz karavana yemek çıkarırdı. 1990’lı yıllarda Boyacıköy’e taşındıktan sonra mekânın fiziki çehresi ile beraber, müşteri...

Kel Vasil’in Örümcekli Mey...

19. yüzyılda İstanbul’un Topkapı semtinde bulunan koltuk meyhanesi. Kaçak çalıştırıldığı için her zaman giz perdesinin ardında kalan koltuk meyhaneleri arasında kayıtlara geçmiş az sayıda örnekten biridir. Trabzonlu Nebil Bey’in hakkında yazdığı manzume, barba Kel Vasil’in namının bugünlere ulaşmasını sağlamıştır. Nebil Bey, Topkapı civarında otururdu. Fetih şehitlerinin toplu halde gömülü bulunduğu...

Sevinç

Beyoğlu’nun kalbi Çiçek Pasajı’nda ünlü klasik meyhane. Sultanahmet-Nevizade hattında çeşitli mekânlarda buluştuktan sonra 1990’ların başında Seviç’te karar kılan ünlü rakıcı teşkilatı Demciler Akademisi her cuma öğle rakısı için burada bir araya gelir. Akademi mensupları buraya Bayram’ın Yeri der. Eski Çiçek Pasajı’nın günümüz temsilcilerinden kabul edilen meyhanenin şimdiki sahibi, yıkılmadan önce...

Eleos: Yeşilköy’ün ‘beyaz ...

Vakti zamanında Ulus Atayurt’la beraber, 130 mekânı gezip ‘İstanbul Meyhaneleri ve Balık Lokantaları’ (Overteam Yayınları) yazmıştık. İyi de yapmıştık; hem keyif aldık hem de fikir ve görgü sahibi olduk. Aklımıza takılanlarda bazılarını da GQ için not düşmeye başlıyoruz. Yeşilköy’deyiz. Şehri İstanbul’un maziden bugüne taşıdığı ‘demi kıvamında’ semtlerden biri. Tren istasyonundan sahile doğru İskele...

Mehmet Tevfik’in meyhane l...

19. yüzyılın nüktedan yazarı Mehmet Tevfik, İstanbul’da Bir Sene adlı dizisinin son kitabı Meyhane yahud İstanbul Akşamcıları’nda dönemin gedikli meyhanelerini kayda geçirir: “Eminönü Balıkpazarı: Kafesli, Hançerli, Yahudi; Zindankapısı: Salebci; Asmaaltı: Çavuşbaşı; Ketenciler: Sabuncu; Mahmudpaşa: Çorapçı Hanı, Kürkçü Hanı, Valide Hanı, Mercan’da Ali Paşa Hanı; Tavukpazarı: Meşhur ve hâlen ma’mûr...

Loto

Kökleri Bizans’a dayanan eski bir meyhane oyunu. Özellikle birden fazla meyhanenin bulunduğu yerlerde, yakın geçmişe kadar uygulanan bir gelenekti. Her bölgenin bir lotaryacısı vardı. Lotaryacının meyhane çevresinde tanınan, güvenilir bir kişi olması, katılanları lotonun hilesiz yapıldığına inandırmak açısından önemliydi. Meyhanelerde oturan herkes dilerse lotoya katılabilirdi. Katılımcılar bir veya...

Nöbetçi meyhane

Cumhuriyet döneminde ramazan boyunca açık tutulan meyhane. Aslında ramazanda meyhanelerin büyük bölümü kapanırdı. Ama sayıları az da olsa bazı meyhaneler kapıya nöbetçiyiz tabelası asıp içki vermeyi sürdürürdü. Bu meyhanelerin penceresi mutlaka kalın siyah perde ile...

Safa Meyhanesi

İstanbul Yedikule’de tramvay yolunda surlara yakın, geleneksel özelliklerini koruyan klasik meyhane. 1890’larda inşa edilmiş tek katlı, yüksek tavanlı, iç duvarlarını aynaların, resimlerin ve bir boyacının burası için yaptığı tabloların süslediği binada 1948’den beri hizmet verir. Arnavut bir ailenin çocuğu olan Süleyman Kızıltay tarafından açılmış ve 1997’deki ölümüne değin kendisi tarafından...

Geçmişteki meyhanelerimiz…...

Bu seferki sohbetimizi eski dönem meyhanelerimizin geçmişiyle ilgili çarpıcı ve ilginç kesitlerine ayırdım. Böyle yaparsak sanırım günümüz meyhanelerinde yaşananlarla eski dönemlerde yaşanmış olanların farklılıklarına daha kolay ulaşabileceğiz. Bu arada belki çok sevinecek ya da çok üzüleceğiz. Karar sizlere aittir sadece. Ancak, şunun altını da çizerek vurgulamak isterim ki rakı kültürümüzle ilgili bu...

unutma bizi dolması

Eski İstanbul meyhanecileri arasında yaygın olan bir ramazan bayramı geleneği. Osmanlı döneminde meyhaneler ramazan süresince kapanırdı. Ramazan sona erdiğinde, daha çok bayramın ilk günü, her barba hatırlı müşterilerinin evine birer büyük kayık tabağı içinde midye dolması gönderirdi ve buna unutma bizi dolması denirdi. Bu jest bir davetname niteliği taşırdı; kibarca “meyhaneniz açıldı bekleriz” denmiş...

Cibali

Haliç’in Suriçi kıyısındaki Cibali semti eskiden beri meyhaneleriyle ünlüdür. Bu meyhanelerin müşterileri semtin ünlü tulumbacıları, arabacıları, fırıncıları, kayıkçılar, gemiciler, kalafat yeri işçileri ile bu gibilerle ülfet ve sohbetten zevk alan efendi, bey takımından bıçkın meşrepli kişilerdi. Cibali’ye komşu semt olan Ayvansaray’daki loncadan saz takımları, köçek oğlanları getirilir, pek curcunalı...

Ali Baba

Ali Baba İstanbul Kireçburnu’nda klasik meyhane geleneğinin izlerini taşıyan az sayıda mekândan biri olarak varlığını sürdüren tarihi balık lokantası. Kurucusu Balkan göçmeni Ali Baba’nın sağlığında edebiyat ve sanat çevresinden bohem müdavimleri vardı. Kuruluş hikâyesi de bir Boğaz salaşhanesine yakışır nitelikteydi: Namı diğer Palabıyık Ali, 1910’lu yıllarda burada bir berber dükkânı işletiyordu....

Yıllardır Sabahları Oldurm...

Türk erkeği, hatta son zamanlarda Türk olduğunun başat kanıtlarından biridir rakı içmek, rakı içmeyi bilmek. Bir kültürdür en başta. Yüzyıllardır değişmeyen adabı vardır. Herkesle rakı içilmez ya da herkes rakıyı kaldıramaz söz gelimi. Rakı içmeyi bilmek ve rakı içebilmek ayrı şeylerdir. Babalar için oğullarının rakı içmesi “erkek adam” olduklarının göstergesidir; bir övünç kaynağıdır. Her ne kadar son...

Hristaki’nin Meyhanesi

1940’lı yıllarda, Beyoğlu Postacılar Sokağı’nda faaliyet gösteren şirin klasik meyhane. Sokağın girişinde, sağda, yarı bodrum katında mahzen görünümlü bu meyhanenin İstiklal Caddesi’ne bakan pencerecikleri vardı. Mekân 1880’lerden itibaren birahane olarak birkaç el değiştirdi. 1900’lerin başında burayı Gustave Zowe adlı bir Alman subayı devraldı. O yıllarda Zowe (bazı kaynaklarda Zeuve) Birahanesi,...

Meyhaneler şehri İstanbul...

Tavernalar, barlar, publar veya başka içkili mekânlar tarihsel olarak liman şehirlerinin ayrılmaz bir parçası olagelmiştir. Osmanlı Türkiyesi’nde bunların yerini meyhane tutar; Bizans-Osmanlı kültürel sentezinin ürünü olarak ortaya çıkmıştır ve Batılı taverna formu ile arasında birçok farklılık vardır. İstanbul, o dönemdeki adıyla Konstantinopolis, 1453’te Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedildiğinde...

Prinkipo’da bir Fıstık Ahm...

Bostancı’dan Mavi Marmara motoruna binmişti. Kırk dakikada, Büyükada. Demek artık böyle de bir şey vardı; hem motor, hem hızlı. Kadıköy’den Üsküdar’a giden simsiyah, yakışıklı Chevrolet dolmuşlar hemen şuracıktaydı oysa. Anneannesiyle binerlerdi. Masal gibi bir dünya. “Artık eski İstanbul’lu mu sayılıyorum ben şimdi yani… Ne kadar da komikmiş be.” diye düşünüp sırıttı. Böyle sırıtırken, muhâkkak önüne...

taş plak meyhaneleri

Nezih ortamlardan hoşlanan kibar içkicilerin gramofondan gelen müzik eşliğinde demlendiği eski zaman meyhanesi. Bugün taş plak ve gramofon gibi antika haline gelen bu meyhanelerin bazıları sadece ismiyle dahi olsa yaşamaktadır. Geniş diskoteğiyle İzmir’deki Akif Baba’nın Taş Plak Meyhanesi bunlardan biridir. Gramofon klasik meyhanelerin demirbaşları arasında yer alırdı. Ama plastik endüstrisinin erken...

Despina’nın Meyhanesi

Adını ünlü Madam Despina’dan alan klasik meyhane. Eski İstanbul’un yoğun Rum yerleşimlerinden Tatavla’nın –şimdiki adıyla Kurtuluş– bugüne emanet ettiği ünlü mekâna girildiğinde, madam müşterileri büyük boy portresi ve zarafeti ile buyur eder. Dekorasyonu, mobilyaları, atmosferi ve bahçesi ile, artık çok örneği kalmayan geleneksel bir meyhanedir burası. Ancak 1960’larda açılan meyhane artık öksüzdür:...

Balıkçı meyhaneleri

Geçmiş dönemlerde paylaşma ve kaynaşma sofralarının kurulduğu meyhaneler ruhsatlı olarak işletilen “Gedikli Meyhaneler” ve kaçak olarak işletilen “Koltuk Meyhaneleri” olmak üzere ikiye ayrılırdı. Zaman içinde gedikli meyhanelerden bazıları Sultan Meyhaneleri anlamına gelen “Selâtin Meyhaneleri” olarak anılırken koltuk meyhanelerine “Ayaklı Meyhaneler” katıldı. Ki söz konusu meyhaneler dünya...

mutfak

1960’larda Taksim Gezisi’nde küçük salaş meyhane. Selim İleri burayı açık hava koltuk meyhanesi olarak tanımlar. İçinde bir soba ve mekânı boydan boya bölen bir tezgâh bulunurdu. Rakı, bira peynir, sucuk gibi alışılmış mezelerin yanı sıra patates tava, sahanda yumurta falan bulunur, kış günleri, dirsek dirseğe içilirdi. Yazın, camları kaldırılır, tezgâhın önüne yüksek tabureler dizilir, Ahmet Oktay’ın...

Şifa Gazinosu

Kalamış Koyu’na nazır yamaçta bulunan meyhane. Üstat Ahmet Rasim buranın tutkunları arasındaydı. Her gelişinde en dipte tenha bir köşede özel koltuğuna oturur, okur, yazar, etrafı seyre dalar, dinlenir, mekânın işletmecisi Yervant’la ahbaplık ederdi. 1926’daki bir yazısında şöyle diyordu: “Bence burası insanı şehrin her türlü gürültülerinden duygun [sakin duygulu] kılardı. Deniz var, biraz çekkin...

Tango Bıyık Bilakis

1965 yılında Yenikapı sahilinde seyyar meyhane. Kurucu ve işleticileri İktisat ve Hukuk öğrencilerindendi. Bir zamanki kayalıkların altındaki kumluğa akşam bastırmaya başlayınca, hamur tahtaları, yer sofraları konur, ucuz ama taze balık kızartılırdı. İşletmecilerin arkadaşları imece olsun diye uğrar, kızlar salata yaparken oğlanlar ayaküstü sofralardan otlardı. Genelde öğrenciler şarap, ağır müşteriler...

Anadolu Birahanesi

İstiklal Caddesi’nde II. Abdülhamit’in mabeyincisi Ragıp Paşa’nın mülkü olan Anadolu Hanı’nın altındaki pasajda 1950’li yıllara kadar ününü koruyan meyhane. Terbiyeli, temiz ve ayağına çabuk garsonlarıyla tanınan Anadolu Birahanesi’nin en tanınmış işletmecisi Valvani isimli bir Rum’du. Sermet Muhtar Alus, birahanede herkesin gürültüsüz, efendice karafakiler içinde sunulan rakısını içtiğini, mezelerinin...

Hippiler Kralı Yener’in Ye...

Bir zamanlar Sultanahmet’te bulunan hippi meyhanesi. 1960’ların ortalarından itibaren Hindistan’a doğru yola çıkan hippilerin ilk durağı doğunun eşiği İstanbul’du. Sultanahmet civarında biraz oyalanırlardı. Sirkeci’ye kadar bütün oteller onlarla doluydu. Peşlerine uçurtma kuyruğu gibi çocuklar takılan bu saçlı sakallı insanlara halk bitli adını yakıştırmıştı. O yılların önemli simalarından Perihan...

pikaplı meyhaneler

60’ların sonundan itibaren, özellikle arabesk müzikle birlikte yaygınlaşan melez meyhane. Gramofon her zaman klasik meyhanelerin aksesuarları arasında yer almıştır. Ancak tarihteki taş plak meyhanelerinin sayısı fazla değildir. Bunun en önemli sebebi plastik endüstrisinin erken döneminde yapılan taş plakların pahalı olmasıdır. Bu yüzden devrin meyhanecileri en sevdikleri sanatçı veya şarkıların plaklarını...

Çat Çat

1940’ların sonunda Karaköy Perşembe Pazarı’nda bulunan salaş meyhane. Asıl adı Hoşgör’dü ve Derviş adında biri tarafından işletiliyordu. Çat Çat adını mekânın baş müdavimi Orhan Veli takmıştı. Salâh Birsel’e göre köfteci, Mehmed Kemal’e göre balıkçı meyhanesiydi. Ama bu iki tanık da mutfakta çalışan Mualla Abla’nın, Orhan Veli’ye hafiften âşık olduğu konusunda hemfikirdi. Sabahattin Ali, Bedri Rahmi gibi...

Gedikli Meyhaneler

Osmanlı döneminde gedik adı verilen resmi çalışma iznini almış, ruhsatlı meyhane. Osmanlı’da her esnaf grubu gibi meyhanecilerin de bir loncası vardı ve devlet tarafından denetlenen bu meslek örgütüne resmen bağlı olmayanların meyhanecilik yapması yasaktı. Meyhanelerden toplanan vergiler özellikle ekonomik darlık yaşanan dönemlerde hazine için önemli bir gelir kaynağı olduğu için ruhsatsız çalışan koltuk...

Barba

Meyhane patronu, usta. Sözcük Rumca kökenli (amca anlamına gelir) olsa da sadece Rumlara değil, Ermeni ve Yahudi meyhanecilere ve Müslümanlara yasak olan sufli meslek erbabı öteki gayrimüslimlere de barba denirdi. Barbalar genellikle yaşlı olurdu, ama gedik adı verilen meyhane ruhsatı miras yoluyla geçtiği için babasının yerini almış genç barbalara da rastlanırdı. Barbalar hizmetin kusursuz...

Deniz Erbil: ‘Ortaya karış...

İçki kültürü ve meyhane konularında Vefa Zat’ın üstüne yoktur. Çalışma hayatına 12 yaşında, bir Samatya meyhanesinde çırak olarak başlayan bu bilge kişi, yıllar içinde barmenlik mesleğinin o dönemde doruğu sayılan, Hilton’un baş barmenliğine kadar yükselmiş, servis sektörünün duayenleri arasına girmiş, başta rakı olmak üzere, içki kültüründe kendini yetiştirmiştir. Zat’ın bu konularda bir kitaplığı...

Set Restoran

İstanbul Kireçburnu’nda hâlâ faaliyet gösteren sahil meyhanesi. Üstat Aydın Boysan sık sık yolunu düşürdüğü mekânı şöyle anlatır: “Set Restoran’ın patronu Nüzhet İşeri, âdap erkân bilen bir adamdır. Mezeleri alışkanlıklarımıza yatkındır. Hele bir lop kalkan yapardı ki doyum olmaz. Yolun denize ters tarafındaki set üstünde olduğu için adı böyleydi. Nüzhet daha yılın başında tarifeyi söylerdi: Sen bu...

Kör Agop

(1915-1983)Asıl adı Agop İnciyan; Kumkapılı balıkçı ve meyhaneci. Balıktan döner dönmez her akşam soluğu meyhanelerde alması sebebiyle para yetişmeyince 1938’de teknesinin yanı başında kendi meyhanesini açtı. Bu teşkilatı fotoğraflayan Şakir Eczacıbaşı, “Buzdolabı filan olmadığı için kıyıda küçük bir havuz yapar, içine buz atar, balık, domates, rakı şişesi ne varsa içine atardı,” diye anlatıyor....

Lambo

Beyoğlu Balıkpazarı’nda, Nevizade Sokağı 13 numarada, mekâna adını veren Mösyö Lambo’nun işlettiği efsanevi meyhane. Bir tramvay büyüklüğündeki, ayakta en çok 10-15 kişinin sığabildiği bu küçücük meyhane 1940’lı ve 1950’li yıllarda ünlü şair, yazar, ressam, tiyatrocu, gazetecilerin, sanat heveslisi üniversitelilerin uğrak yeri, müdavimlerinden Mücap Ofluoğlu’nun ifadesiyle bir bohem laboratuarıydı. Rifat...

Esnaf meyhaneleri

Daha çok ticaretin ön planda olduğu, esnafı bol semtlerde bulunan ve genellikle bir tek atıp kaçan müşterilere hizmet ettiği için tektekçiler gibi çalışan ucuz meyhane. Günümüzde sayıları yok denecek kadar azalan esnaf meyhaneleri güne kuşluk rakısı ile başlar, öğle rakısı ile devam ederdi. Akşam eve gitmeden uğrayan müşterileri de vardı, ama esnaf çarşısına ıssızlık çökünce onlar da kapatırdı. Öğle...

İskele Meyhaneleri

Eski İstanbul’da Boğaziçi boyunca dizilen kıyı köylerine ait hemen iskelelerin hemen yanı başında  bulunan meyhane. İskele meyhaneleri geçmişte çoğunlukla yarısı karada yarısı denizde  salaşhaneler şeklinde yapılır, muhakkak denize inen bir merdiveni ve yanı başına demirlemiş bir  sandalı bulunurdu. Sözgelimi Kuzguncuk’taki İsmet Baba İstanbul zevkinin bu yanını hâlâ koruyan bir meyhanedir. Rakı...

Geleneksel meyhanelerimizi...

Eski dönemlerde meyhaneye girildiği zaman kapının yanında ya da sağ veya sol tarafta, bazen de tam karşı kısımda “İşret Tezgâhı” (İçki tevzi tezgâhı) bulunurdu. Burada mekânın en deneyimli hizmet erbaplarından ‘Mastori’ görev alırdı. Tezgâhta ayaküstü bir-iki tek atıp gidecekler için hazırlanmış rakı kadehleri, şarap çanakları ve içinde fasulye piyazı, lahana turşusu, beyaz sakız leblebisi gibi...

Nostalji karşı devrimcidir...

Nesli tükenmekte olan adım Feridun, soyadım Nâdir ya… Eh, genç de sayılmam. Üstüne akşamcı da olunca beni her yakalayan başlar aynı bıdı bıdıya adres sorar gibi: “Ner’de o eski meyhaneler mirim.” “Eski meyhaneleri kırpıp karpuz yapmışlar” diyesim gelir benim de. Nostalji geçmişin eğilmiş bükülmüş ve bir “mazi buketi” peydah edilmiş halidir. Karşı devrimcidir. Tıpkı biyoloji gibi. O konuya sonra gireriz....

Zorbanın Balozu

19. yüzyılın sonlarında İstanbul Tophane’deki Arkadi Sokağı’nın tam arkasında bulunan kötü şöhretli meyhane. Önceleri Sakallı Yorgi’nin balozuyken el değiştirince Zorbanın Balozu adını aldı. Sermet Muhtar Alus bu adın nereden geldiğini şöyle anlatıyor: “Meyhaneye bitişik köşe sarraftı. Sakallı Yorgi sarrafa borçlanmıştı. İflas edince sarraf balozu aldı, üç-beş yosma koyup ecnebileri buraya çekti,...

tavernalar

Yemek yenip içki içilen, canlı müzik eşliğinde dans edilen çalgılı meyhaneler. Rumcada meyhane anlamına gelen ve Osmanlı Rumları arasında yaygınlıkla kullanılan taverna teriminin, eskiden çalgılı meyhane olgusundan daha geniş bir alanı ifade ettiği söylenebilir. Araştırmacı Sula Bozis’in önemli kaynaklarımızdan biri olan İstanbul Lezzeti kitabında meyhane ve taverna terimlerini bazen özellikle ayırması,...

“Yedi tepeli şehrimde bıra...

İstanbul, kelime olarak bile o kadar büyük ki, insan söze nereden gireceğini tam kestiremiyor. İmgesi, kendisi kadar böyle büyük kaç şehir var dünyada, tartışılır. Muhtemelen bir elin parmakları kadardır. Rakı Ansiklopedisi’ne kulak verelim: “19. yüzyılın sonlarında, Londra ve Paris’in modern kentleşme ölçütleri içinde serpilip gelişmeye başladığıBelle Epoque dönemi başlamadan önce, dünyada metropol...

Ekonomos Meyhanesi

20. yüzyılın başlarında popüler olan Galata meyhanesi. Eminönü’nden Kurtuluş’a, civarın Rum ve Türk esnafının rağbet ettiği, alçak tahta masa ve iskemleleriyle mütevazı, temiz pak bir yerdi. Tezgâhın üstünde şarap tanrısı Dionysos’un kendinden geçmiş bir tasviri bulunurdu. Ekonomos, Fransız gazeteci Emile Berr’e “kum dökülmüş zeminiyle, akaju ağacından yapılmış takımlarıyla” 19. yüzyılın Paris...

Cumhuriyet Meyhanesi

Adının Atatürk tarafından konulduğu söylenen, İstanbul Balıkpazarı Sahne Sokak’ta yer alan ünlü klasik meyhane. Önceleri Ferdinand Arfenduli’nin şarap deposuyken meyhaneye dönüştürüldü. Arfenduli, meyhaneyi ortağı Mösyö Yervant ile birlikte işletti. 1974 Kıbrıs harekâtından sonra Arfenduli, Yunanistan’a yerleşti. Birkaç el değiştiren meyhanenin bugünkü sahipleri Ali Osman Karabay ve Ali Şimşek....

Lefter

Ellilerin sonu altmışların başında, Beyoğlu Balıkpazarı’nda, bugün Nevizade diye anılan sokakta, Lambo’nun karşısında, laternası ve ucuzluğuyla ünlü meyhane. Dükkânın içinde genişçe bir masanın olduğu bir de asma kat vardı. Bu kat ancak meyhane çok kalabalıkken ve bir arada oturmak isteyen kalabalık gruplara açılırdı. Bir duble rakının yanında çay tabağından biraz büyükçe kayık tabaklarıyla altı çeşit...